Öğrenme ve Motivasyon
“İstediklerinizi elde etmek için çaba harcayınız.Aksi takdirde ,elde ettiklerinizi sevmek zorunda kalırsınız.”
B.Shaw
Motivasyon günlük yaşamımızda sıkça duyduğumuz bir kelime.Bu yazının konusu olarak siz velilerimizle öğrenme ve motivasyon ilişkisini tartışmak istiyorum.
Bir öğrenci düşünün...Hergün okuldan evine geliyor, dinlenip, sohbet ediyor,çalışmak üzere odasına gidiyor. Düzenli tekrarlarını ve ödevlerini yapıyor.Yani etkin yöntemlerle çalışıyor.Aile ve arkadaşlarıyla sosyal ilişkilerini yürütecek kadar zaman ayırıyor.Okul başarısı oldukça yüksek.Akademik hedefleri var,hangi alanda yüksek öğrenim göreceğine genel başlıklarla karar vermiş.Bireysel becerilerini geliştiriyor,hobileri var. Akademik hazırlığını da hedefi doğrultusunda yürütüyor.
Bu öğrencinin istediği yüksek öğrenim programlarına devam etme olasılığı hakkında ne düşünürsünüz?
Zihninizde bir resim canlanması için verilen örnek pek çok anne-babanın farklı düşünceler geliştirmesine yol açacaktır:
“Olması gerektiği gibi,benim çocuğum.”
“Keşke benim çocuğumda böyle olsa”
“Biraz benzese neler vermezdim.”
“Böyle öğrenci var mı?”....
Tanımlanan “ideal öğrenci”;iç disiplini gelişmiş,öğrenme ihtiyacı duyan ve öğrenme hedefleri olan,bunu gerçekleştirmek için motive olmuş,aile ve arkadaşları ile doyumlu sosyal ilişkiler kurmuş ve bunları belli sınırlar içinde yürüten,yaşamına ait sorumlulukları almış bir birey.Verilen bu örnek ilk bakışta gerçek dışı görünebilir.Fakat bunu konuya giriş için model olarak düşünmenizi,çocuğunuzla ilgili çizdiğiniz ideal tablonun bu olduğunu düşündüğünüzde aşağıdaki faktörleri gözden geçirebiliriz.
Bu tabloyu oluşturan pek çok faktör var:
Aile olarak öncelikle düşüneceğiniz “çocuğunuzun biricik-kendine özgü olduğu”dur.Onun kendi donanımı ile,sizden,kardeşlerinden,arkadaşlarından farklı özelliklere sahip olduğunu bilip,yaklaşmanız,motivasyonu sağlamak için kuracağınız iletişime uygun ortam hazırlayacaktır.
Çocuğunuzun zihin kapasitesini, öğrenmesine ilişkin güçlü ve zayıf yönlerini bilmeniz çok önemli.Öğrenme psikolojisi alanında son yıllarda elde edilen bilgiler,ebeveynlerin beklentisi oranında çocukları akademik başarılarının arttığını göstermektedir.Çocuğunuzun gerçeğine uygun yükseklikte başarı beklentiniz ve onunla paylaşmanız öğrenme motivasyonunu artıracaktır.Onu tanıdığınız,akademik kapasitesini bildiğiniz ölçüde,bununla orantılı ve gerçekçi beklentiler geliştirebilirsiniz.

Yukarıdaki döngü ile bireyin gerek sosyal,gerek akademik yaşamında sıklıkla karşılaşıyoruz..Eğer karşımızda içdisiplini yüksek bir öğrenci varsa zaten öğrenmeye isteklidir.Anne-babanın sağlayacağı öğrenmeyi destekleyeci ortam da onun motivasyonunu artıracaktır.Uygun düzenlenmiş bir çalışma odası yada köşesi,aydınlatılması ve ısısı,dikkat dağıtacak eşyalarda arınmış olması çalışmak için ihtiyaç duyacağı konsantrasyonu destekleyecektir.Bunun yanında her öğrenci kendi öğrenmesinin hangi yollarla en üst düzeyde gerçekleştiğini öğrenim hayatı içinde keşfeder.Öğrenmesini kolaylaştıracak çalışma biçimini bulması –okuyup anlatarak,deneyerek,dinleyerek şema çizerek,yazarak vb.-çalışmasını kolaylaştıracaktır. İçmotivasyonu yüksek öğrenci,kendisi için gerçekçi akademik hedefler belirler ve bu doğrultuda çalışır.Sorun çözme stratejilerini doğru kullanır.Her şey yolunda gittiğinde bu öğrencinin başarıya ulaşmaması için bir sebep yoktur.Elde ettiği başarı özgüvenini pekiştirecek,onu gelecek öğrenme hedefleri için motive edecektir.Başarısını sosyal çevresi de destekleyecektir:Ödüllü bir karne,okulda dereceye girmek,ailenin takdiri,belki başarısını hatırlatacak bir hediye...Tüm olumlu pekiştireçler onu akademik ortamda daha yukarılara taşıyacaktır.
Ancak her öğrenci için işler bu kadar yolunda gitmeyebilir.En önemlisi iç motivasyonu bu örnekteki kadar güçlü olmayan öğrenciler de okul ortamlarında azımsanmayacak sayıda olmasıdır.Bu durumda etkin olarak kullanılacak dış motivasyon kaynaklarının devreye girmesi ve ailenin daha ön planda olması ile yukarıda tanımlanan döngü çalışmaya başlayacaktır.
Adolesan dönemde gençlerin yaşadığı en büyük çelişki,sonsuz özgürlük istekleri ile çelişen sınırlarını bilememe ihtiyacıdır.Genç,hem özgür olup,bağımsız karar vermek,hayatını kendi yönetmek ister.Bir yandan da yeni adapte olmaya çalıştığı yetişkinler dünyasında sınırlarını belirlemeye ihtiyaç duyar.Ama adolesan dönemin özelliği ile genellikle bunu kendine ve ebeveynine itiraf edemez.
Bu durumda ailenin kullandığı iletişim becerilerinin önemi artmaktadır.Güven duygusunun yaşandığı aile ilişkisinde ebeveynler kabul duygularını ve beklentilerini daha rahatlıkla iletecek,sorun çözümünde daha kolaylıkla rol alabileceklerdir.
İç motivasyonu yüksek olmayan çocuğun ailesi de öncelikle çocuğunun akademik yeteneklerini dikkate alarak, bekleyeceği başarı çıtasını belirlemeli ve bunu açıkça iletmelidir.Çocuğun sahip olduğu özellikler doğrultusunda,onun gerçeği ile doğru orantılı beklenti,sahip olduğu kaynaklarını kullanması için onu zorlayacaktır.Aile akademik beklentilerini oluşturken,hedefleri küçük ve ulaşılabilir basamaklar halinde belirlemesi çok önemlidir.Bulunduğu başarı düzeyinin çok üstünde belirlenen hedef,öğrenciyi “nasıl olsa başaramam”düşüncesi ile harekete geçmekten alıkoyacaktır.Amaç,motivasyonu düşük bireyde ilk adım olarak yapabileceği bir hedef belirlemektir.Çocukla birlikte belirlenen bu hedefe ulaşıldığında “başardım”duygusunu tadacak,bu da motivasyonunu artıracaktır.Sıra bir sonraki adım için planlanacak hedefe gelmiştir.Küçük adımlarla,belki planlanandan biraz daha uzun sürede son hedefe ulaşıldığında başarı yalnızca akademik anlamda değil,özgüven gelişimi anlamında da sağlanmış olacaktır.
Motivasyon sorunu yaşayan öğrencinin çalışma ortamının düzenlenmesi de önemlidir.
Birlikte alınacak kararlarla çalışma ve dinlenme saatleri düzenlenmeli,TV,bilgisayar gibi aktivitelere ayrılacak zamanlar detaylı planlanmalıdır.Alınan kararlarda çocuk ve anne-babanın birlikte bulunması,kararlara uyulmadığında da karşılaşılacak yaptırımın birlikte kararlaştırılması çok önemlidir.İç motivasyonu düşük öğrencinin yaşamında dışarıdaki sınırlara ve bunların kontrolüne daha çok ihtiyaç duyduğu unutulmamalıdır.
Bu tarz öğrenciler için en zor alan istemedikleri ,anlamlı bulmadıkları bir konuyu öğrenmektir.İlişki ve iletişimizin desteğinden yararlanarak bu konuda onu dinlemeniz,anladığınızı iletmeniz,öğreneceklerinin belki gelecek yaşamı ile onun göremediği bağlantılarını göstermeniz motivasyonunu artıracaktır. Edebiyat yada tarih dersinin yaşamla bağlantısını kurmasında sizin deneyimlerinizi duyması konuya ilgisini artırabilir.Önemli faktörlerden biri de kullanılacak maddi ve manevi ödüllerin uygunluğudur. Aile, dış etkenlerle yaratılan motivasyonun geçici olduğunu unutmadan uygun bir ödüllendirme sistemi kullanmalıdır.Kullanacağınız ödülün çocuğunuzun hayatında anlamlı,önemli olması çok önemlidir.Onun özgüvenini geliştirecek aşağıdaki örnekte gördüğünüz pozitif geribildirimlerin,
“sana güveniyorum”
“çalışma disiplinini gördükçe gurur duyuyorum”
“başarmak için gösterdiğin gayret beni mutlu ediyor”..... maddi ödüllerden çok daha etkili ve kalıcı olduğunu unutmayın.Ona içtenlikle sarılmanız,sırtını sıvazlamanız maddi ödüllerden çok daha etkin olacaktır.İlişkinizi ve onun özgüvenini geliştirecektir.Çocuğunuzun çalışmasının sonucunu değil,çalışmak için gösterdiği çabayı görüp desteklemeniz öğrenme sonucundan alacağı hazzı artıracaktır.
Öğrenmenin yaşam boyu,bilinçli ve bilinçsiz devam eden bir süreç olduğunu hatırlayarak,elde edeceği öğrenme disiplinini çocuğunuzun yaşamındaki her alanda kullanacağını unutmayın.Yazının girişinde tanımlanan “ideal öğrenci”modeli de yaşamının tüm alanında bu disiplinini aktarmış bir tablo sergilemekteydi.
İstemenin başarmanın yarısı olması inancından yola çıkarak,isteklerini yaşamına geçirebilen ve mutlu gençlerin yetişmesi dileği ile.....
Nur ULUHAN