Ergenlerde Depresyon

Bu yazımızda size günümüzün oldukça sık olarak karşılaşılan problemlerinden biri olan ergen depresyonundan söz etmek istiyoruz.Bu konuyu seçmemizin nedeni, yetişkinlerde rastlandığı kadar  ergenlerde de depresyonun sıklıkla görülüyor olmasıdır.

Depresyon nedir sorusuna cevap ararken tanımlamada  karşımıza birtakım zorluklar çıkıyor.Bunlardan bir tanesi, depresyonun tek bir tanımının yapılmasının oldukça zor olduğu çünkü depresyon , günlük duygu durumu değişimlerinden, uzun süreli tıbbi tedavi gerektiren major depresyona kadar pekçok çeşidi olan bir rahatsızlık.Bu yüzden bu yazıda size depresyon çeşitlerine ait genel belirtileri anlatacağız.

Diğer bir zorluk da ergenlikte depresyon tanısının konması .Depresyon belirtileriyle ergenlik dönemi belirtileri birbirine çok benzeyen özellikler göstermektedir.Bu yüzden ergenlerde depresyonu yakalamak yetişkin depresyonuna göre daha karmaşıktır.

Depresyonun genel belirtilerine bir göz atalım ;

  • sosyal yaşamdan uzaklaşma,
  • günlük aktivitelere ilginin azalması,
  • sık sık ağlama isteği,
  • özbakımda özensizlik,
  • umutsuzluk ,
  • kimsenin kendisiyle ilgilenmediği düşüncesi,
  • alkol ya da madde kullanımına başlama,
  • suçluluk duyguları,
  • karamsarlık,
  • yoğun kaygılar,
  • kendine güvenin azalması,
  • konsantrasyon güçlükleri,
  • sinirlilik,
  • uzun süren üzüntü,
  • tekrarlayan ölüm ve intihar düşünceleri, ebeveyn ile "ben öldükten sonra" diye başlayan konuşmalar,
  • yoğun olarak istediğini yaptırma doğrultusunda ebeveyni yönlendirme,
  • notlarda ani düşüş,
  • çoğalan ya da azalan enerji düzeyi,
  • uykuda düzensizlik ( aşırı ya da çok az uyku),
  • iştahın aşırı artması ya da azalması .

Okulda karşımıza çıkabilecek bazı belirtiler:

  • dersle/öğretmenle olan ilişkisini kesme
  • göz kontağı kurmama
  • öğretmenin sınıf ortamına getirdiklerinden yalnız olumsuz olanları hafızasına kaydetme
  • sınıf ortamında başkasına karşı yapılan eleştirel davranışı üstüne alma
  • yukarıdaki iki maddenin sonucunda yoğun kızgınlık yaşama
  • arkadaş ilişkisinde içe kapalı tavır,
  • yalnız seçtiği kişi ile konuşup diğerleri ile ilişkiye girmeme
  • riskli olabilecek kişilerle arkadaşlık kurma, onların hayata bakışını referans alma.

Sizler de zaman zaman çocuklarınızda ergenliğe bağlı olarak ani ruhsal değişimler, sinirlilik, kendine güvensizlik, uyku ve iştah bozuklukları ,yoğun kaygılar ya da notlarda iniş çıkışlar  gibi  değişimler gözlemliyor olabilirsiniz.Bunlar sizi yanıltmasın ve paniğe kapılmayın çünkü her ne kadar bu belirtiler depresyon belirtileriyle örtüşse de bu değişimlerin yaklaşık üç aylık bir süredir devam ediyor olması durumunda çocuğunuzun depresyonda olmasından şüphelenebilirsiniz.Ayrıca çocuğunuzun depresyonda olması için bu belirtilerden  4 -5 tanesini gösteriyor olması beklenir.Yine de en ufak bir şüphenizi okulumuzun rehberlik servisi ya da bu alandaki çalışan bir uzmanla paylaşmanız sizi ve çocuğunuzu geç kalmaktan kurtaracaktır çünkü bazı şeyleri erken yakalamak olası bir depresyonu önleyebilmek ya da şiddetini azaltmak anlamına gelir.Burada dikkatinizi çekmek isteriz; tüm bunları söylerken çocuğunuzla olan doğal ilişkinizi bozup semptom arar duruma gelmektan kaçının.Hatta bunun tam tersi olarak, çocuğunuzla ne kadar doğal ve paylaşımcı olursanız olağandışı durumları fark etmeniz de o kadar kolay olacaktır.

Depresyon bir kişilik sorunu değildir.Depresyona giren kişilerin zayıf  kişilikli insanlar olduğu yönünde bir önyargıya sık sık rastlıyoruz oysa her türlü meslek, din, ırk  ve kültür grubundan insan depresyona yakalanabilir.1970 lere kadar yapılan araştırmalarda depresyonun bir orta yaş problemi olduğu söyleniyordu oysa günümüz araştırmalarında gençlerin hatta bebeklerin bile depresyona girebildikleri kanıtlanmaktadır.Depresyon herkesin başına gelebilir dedik ama tabii ki daha riskli olan gruplar var.Araştırmalara göre, kadınlar,gençler, düşük sosyoekonomik düzey, yakın zamanda yaşamında önemli birini kaybedenler depresyona daha yatkın.

Özel olarak gençlerde depresyon nedenlerine bakıldığında karşımıza şunlar çıkıyor : Yaşantıda herhangi bir değişim olması gençlerde depresyona neden olabiliyor.Bu değişimin yalnızca yakın birinin ölümü gibi travmatik bir olay olması gerekmiyor daha iyi koşullarda başka bir şehire taşınmak ya da çocuğunuzun da istediği yeni bir okula başlamak gibi olumlu bir olay da depresyon nedeni olabiliyor.Burada vurgu değişimin olumlu ya da olumsuz olmasında değil sadece değişim olmasındadır.

Aklımızda bulundurmamız gereken diğer bir konuda mevsim dönümlerinin özellikle bahar aylarının depresyon için riskli bir dönem olduğu.Yaz aylarında arkadaşlarından kopup, sosyal çevresinden uzaklaşan, evde yalnız kalan gençler için de depresyon riskinin arttığını söyleyebiliriz.Bu yüzen yazın imkanlarınız doğrultusunda çocuklarınızı yaz okulları ,arkadaşlarının bulunduğu yazlık yerler, ilgi alanlarına yönelik kurslar gibi sosyal ortamlara yöneltmenizi öneriyoruz.

Gençler için not baskısı ve okul zorlanmaları depresyonun nedenlerinden birini oluşturmaktadır.Notlar konusunda ebeveynlerin ,öğretmenlerin ya da kendi beklentilerini bir şekilde karşılayamamış olan gençlerin yaşadıkları hayal kırıklığıyla depresyona girdiklerine sık sık şahit olmaktayız.Başarının önemsiz olduğunu söylemiyoruz ama çocuğunuzun performansı çocuğunuzdan daha önemli olmaya başladığında tehlike çanları çalmaya başlıyor demektir.

Depresyonu yalnızca ‘hayat olayları’ ile açıklamak mümkün değil .Depresyon ciddi vitamin eksiklikleri, beslenme yetersizlikleri, anemi, hipertiroid gibi hastalıklar, bazı ilaçların yan etkileri ya da alkol ve madde kullanımı  nedeniyle ortaya çıkabilir.Özellikle bazı depresyon çeşitlerinde genetik faktörlerin olduğu düşünülmektedir ancak yapılan araştırmalarda henüz depresyona neden olan belirli bir gen tipi bulunamamıştır.Günümüz araştırmalarında vücut kimyasında herhangi bir dengesizlik ya da bilinmeyen bir virüsün etkileri olabileceği üzerinde  durulmakla birlikte şu ana kadar bu konuda kesin bir kanıta ulaşılamamıştır.

Bu noktada anne babaların gençlerdeki depresyonla ilgili yaklaşımlarından sözetmek istiyoruz.Çoğu  ebeveynde genellikle görülen eğilim çocuklarının depresyon geçirdiğine inanmamak yönünde ...özellikle de çocuklarının yaşamında “yeterince kötü” bir durum yoksa.

Ebeveynleri rahatsız eden bir diğer konu da bir uzman yardımına başvurmak fikri.Bazı aileler çocukları için bir uzmana başvurduklarında yapmış oldukları hatalar yüzünden eleştirileceklerini düşünebilirler.Oysa ortada bir sorun vardır, bu sorun, tıbbi ve psikolojik yanları nedeniyle ailenin kendi başına çözümleyebileceği bir konu değildir. Depresyon ailedeki birinin ölümü, başka bir şehire taşınma, kız/erkek arkadaştan ayrılma ya da evde beslenen hayvanın ölümüyle ortaya çıkabileceği gibi , görünen hiçbir sebep olmadan da ortaya çıkabilir.Evdeki bazı koşulların –örneğin alkol bağımlısı bir ebeveynin varlığı, anne baba arasındaki geçimsizlik ya da maddi problemlerin yarattığı sıkıntılar, ailedeki iletişim problemleri gibi-ergenlerde depresyonu tetiklediği bilinmektedir. Ailede bir problem varsa profesyonel bir yardım almanın sağlıklı bir yol olduğunu düşünüyoruz çünkü bazen insanlar kendi problemlerine dışarıdan bakmakta ya da yeterince gerçekçi olmakta zorlanabilirler.Problemin çok yakınında ya da içinde olmak kör noktaların fazlalaşması demektir. Bazen ebeveylerin çok iyi niyetlerle yaptıkları birşeyin çocuklarına olumsuz etki yaptığı görülmektedir.Ancak yine de iyi ev koşullarında da –iletişimin iyi olduğu, problemlerin üstesinden gelindiği ortamlarda  - depresyon ortaya çıkabilmektedir. Nedeni tamamen fiziksel ya da vücuttaki kimyasal dengelerin bozulmasına bağlı olabilir.Bu yüzden hata aramak yerine bu zamanı, tıpkı fiziksel bir hastalıkta yaptığınız gibi ,uzmanlardan yardım almaya harcamanızı öneririz. Profesyonel yardım bazı aileler tarafından kirli çamaşırların ortaya dökülmesi ve dolayısıyla da bir tehdit olarak algılanmaktadır. Aileden tek bir kişinin bile yardım alması aslında ailenin diğer üyeleri için de kendilerini ve ilişkilerini yeniden gözden geçirmeleri için bir fırsattır.

Tüm sürece bakıldığında evde depresyonda olan biriyle yaşamak, yardım almak ,genellikle aylar hatta kimi zaman yıllar süren bir tedavi süreci içinde olmak hem depresyonu yaşayan kişi hem de diğer aile üyeleri için hiç de kolay değildir.Ancak bilinçli müdehale ve yaklaşımlarla bu problemin üstesinden gelinebileceğini hatırlatır, mutlu ve sağlıklı günler dileriz.

Duyuru / Haber
17-18 Mayıs Terakki Tarih Günleri

Devamı
18-22 Mayıs Stockholm’e Müzik Gezisi

Devamı
19-20 Mayıs Satranç Günleri

Devamı